Melek kizim,
Butun bir gun tam dort yil onceyi yasadim ve hala yasiyorum, an an.. Son gunlerde Hello Kitty askiyla tam olarak anlamamisim telastan bugunun benim icin ne anlam ifade ettigini.
Sabah uyandigimda farkettim ilk... Dort yil once de sabah kalkip (yine cookk erken!) ne olacagini bilemedigim bir yola hazirlanirken yasadigim ve ne oldugunu tanimlayamadigim o hisle hastaneye gitmemiz, gitmeden once evin icerisinde hazirlanirken yasadigim heyecanim, hastanede beni hazirlamalari sirasinda kurbanlik koyun gibi cevremde olanlari izleyisim, hic tanimadigim kalabalik; seni tam icimden cikarirlarken yasadigim ve o sirada aci olarak algiladigim garip duygu, senin kucagima gelmen, gitmen (seni babacciinle ve ailemizle tanistirmislar meger), seni ilk emzirisim, surekli uyandirilmam, yine cevremdeki kalabalik...
Boyle yazinca yasadigim gun bir kaos gibi geliyor kulaga.. Belki dogru tanimlamadir.. Ama esas, bilinmeyenin baslangiciydi benim icin, babaciin icin de...
Bir insan, bir kadin demeliyim sanirim, ne kadar isteyerek bir bebek dunyaya getirirse getirsin hayati allak bullak oluyor oncelikle. Seni hayatimda ve dunyamda ne kadar istedigimi bilemiyorum anlatmak mumkun mudur? Ama ben bile yasadim bu duyguyu.. Bilmiyorum kac gun ya da hafta olmustu dogumundan sonra (bir ay olmamisti ama), yatak odasinda daha gun karanlikken ama sabahi etmek uzereyken seni emziriyordum, penceremizden sokak lambalarini goruyordum ve bos bos isik huzmelerini izliyordum arada, senden gozlerimi ayirdigim anlarda. Kucagimda kucucuktun ve ben bir o kadar acemiydim annelikte. "Acaba hayatimin sonuna kadar boyle mi olacak?" diye gecmisti icimden. Bir serzenis degildi.. Daha cok bir korku diyelim :-)
Ama oyle olmuyormus...
Geceleri hala boluk porcuk uyusam da uykularim daha rahat.. Emiyor mu emmiyor mu, sut kilo aldiriyor mu yoksa bosuna mi cabaliyorum emzirmek icin sorulari geciyormus. Krese alisacak mi? Neden az yedi? Neden karni agriyor? Neden uyumayi sevmiyor? Gelecek kis da gecen kis kadar hasta olur mu? ........ sorulari geliyormus... Ve bu surecte bilinmeyen bitmiyormus. Her yeni gun bilinmeyen yeni bir sey ogreniliyormus.
Hayatin baska bir boyuta gecmesi ve dilerim hep orada kalmasi.. Taa gozlerimi kapayana dek...
Melek kizim... Benim kucuk askim.. Bebek askim ve seninle bizim hayatimiz cok eglenceli bir hale geldi babaciiyle.. Bugun sana da soyledigim gibi, "sen dogmasaydin bugun acaba Melek'i kim, ne zaman yatiracak?" diye bir sorumuz olmayacakti babacciinle ve aksami nasil gecirecegiz diye kara kara dusunecek, ne yapacagimizi bilemeyecektik...!
Iyi ki dogmussun sekerparem.. Sen ve Emir Bibi olmasaydiniz biz cok sikilirdik! Iyi ki varsiniz kucuk findiklarim...
19 Temmuz 2013 Cuma
8 Haziran 2013 Cumartesi
Annis ve babaccii rahatladi :-)
Eveeeettt, yaza rahat bir merhaba diyebiliriz.. Guzel hastane gunlerinden sonra, guzel haberler almisiz da rahatlamisiz.. Annis ve babaccii bir "ohhhhh" cekmis...
Yok, bende bisicik yok.. Asayis berkemal! ;-)
Yok, bende bisicik yok.. Asayis berkemal! ;-)
29 Mayıs 2013 Çarşamba
Hastane eglencesi ;-)
Hastane'de eglence mi olurmus? Annisle babaccii beni kandirmaya calistilar sabahleyin.. Agladim, bagirdim, kendimi yerlere attim.. Yok... Bir ise yaramadi.. Gidelim de gidelim diye tutturdular. Vardir bir bildikleri herhalde dedim, hayatimdan pek de memnun olmayarak yola ciktik...
Ama Emir gelemeeeezzzzz.. Cunku o daha kucuuuuukkkk......
Su kolumdaki bant sihirli bir bant!!!
Kolumdaki sanatsal calismaya dikkat!
Ama Emir gelemeeeezzzzz.. Cunku o daha kucuuuuukkkk......
(Acaba hastane dusundugum gibi bir yer degil mi ki?)
Cocuklar, oyuncaklar, yatak keyfi, sevimli hemsireler (saclari pembe olan ozellikle!!!), doktor abiler ve ablalar... Hareketli ve sekerli bir gun..
Ve sekerli suyun ardindan gelen guzel uykudan uyanmaaaaaaaaaaaa!!!!!!!!!!!!
Hem de uzerimde aksam yemeginden kalan cika'li sutun kokusuyla uyanmaakkkk... Daha ne isteyebilirim kiii??
.....
Hmmm, bidaha seker olabilir miiiiii?!?
27 Ocak 2013 Pazar
Yine, yeni, yeniden!!!
Neredeyse 1 sene olacak yazmayali...
Zaman neden ve nasil bu kadar hizli akar, gecirdigimiz yaklasik 300 gun icerisinde bir kac yarim saati yaziyla (unutmadan yazarak hem de) ve bayilarak (ama bilgisayarlarda sakli kalan -sevmiyorum teknolojiyi bazen, ne guzeldi fotograf filmlerini fotografciya goturup heyecanla beklemek, "bir daha cekelim, ne olur ne olmaz!" demek-) baktigimiz o guzelim fotograflarinizi blog'una yukleyerek gecirmeyi nasil beceremedim bilmiyorum...
Neler neler oldu anlatsam; ne sen istersin Melegim, ne ben geceyi bitirip sabahi ederim...
..................
Zorlu bir yazdi... Babaccii'den ayri kalmak ne sana ne de bana iyi geldi.. Kosa kosa donduk kosa kosa kactigimiz evimize (Ve sonunda evimize "Ev'imiz" demeyi basarabildi annis!)...
Yaz sonunda kres gunleri basladi... Ben sahsen cok eglendim ilk 15 gun seninle kreste... :)
Hastaliklar mi? Hosgelmis okul hastaliklari evimize.. Hepimiz siradan geciyoruz.. Viral enfeksiyonlar viz gelir, tiris gecer bize Alimallah! Allah beterinden korusunnnn, demeyi de ihmal etmiyoruz her firsatta...
Daha yeni alisir gibisin krese, kendi uydurma Almancanla hepimizi kendine hayran birakiyorsun...
Emir'le iliskine gelirseeeek...!!! Sever gibisin, ama ilk firsatta basindan defetmek icin firsat kolladigini da hissettiriyorsun :) Kresten cikip ev yolunda "Emir de Emir" derken, eve geldigimizde pek de orali olmuyorsun... Bir de sertinden sevgi gosterilerin var ki... Babacciiyle "Melek mi daha sert sever, Elmyra mi?" muzakerelerimiz devam etmekte..
Cadiligin konusunda da sanirim boynuz kulagi gececek diye dusunuyorum. Masallah'in var Melek kizim... Annisle babacciyi zorlamaya devam ediyorsun... Sinirlar nerede baslar ve nerede biter, onu ogrenecegiz hep birlikte sanirim...
Ve, Dusseldorf'taki 2. kisimiz... Soguk, karli.. Ocak bitti bitiyor; Subat, Mart... Haydi az kaldi diyoruz... Sonrasi nasil olur gorecegiz... Ama bu karnavalda en kapali, en sicak tutacak ne varsa onu alalim diyoruz :)
Iste, koca bir senenin ozeti sana... Ama fotograflar olmadan asla!
2012'nin hayatimizda yarattigi en buyuk degisim...
Veeee iste "Okullu Melek" :D
Ilk gunler, ozellikle okul cikisi (!) cok eglendik... :)




Ilk yildizimizi aldigimiz gun! (resime basinizi yana cevirerek bakiniz lutfen! teknik aksakliktan dolayi ozur dileriz!!!)

Ormanda yuruyus (bu memlekette sagimiz solumuz orman, masallah! "Orman yuruyusu" dediklerinde uzaklara gidecegiz sanmistik; ama sehrin gobegindeyiz...)
Soguktan donduk mu, donduk.. Sumuklu cocuklarla cok eglendik mi, eglendik...
Turkcesiyle: Fener Gecesi'ndeyiz... Fenerini kendisi yapti Melek... Temasi "gunes"mis... Bulundugumuz yer itibariyla cok manidar...

Melek hasta olmasa, boyle kanepede uyuyacak kiz midir? Su yepyeni hayatinda kac gun gunduz gunduz bir kenara kivrilip kendi kendine uyumustur?
Zaman neden ve nasil bu kadar hizli akar, gecirdigimiz yaklasik 300 gun icerisinde bir kac yarim saati yaziyla (unutmadan yazarak hem de) ve bayilarak (ama bilgisayarlarda sakli kalan -sevmiyorum teknolojiyi bazen, ne guzeldi fotograf filmlerini fotografciya goturup heyecanla beklemek, "bir daha cekelim, ne olur ne olmaz!" demek-) baktigimiz o guzelim fotograflarinizi blog'una yukleyerek gecirmeyi nasil beceremedim bilmiyorum...
Neler neler oldu anlatsam; ne sen istersin Melegim, ne ben geceyi bitirip sabahi ederim...
..................
Zorlu bir yazdi... Babaccii'den ayri kalmak ne sana ne de bana iyi geldi.. Kosa kosa donduk kosa kosa kactigimiz evimize (Ve sonunda evimize "Ev'imiz" demeyi basarabildi annis!)...
Yaz sonunda kres gunleri basladi... Ben sahsen cok eglendim ilk 15 gun seninle kreste... :)
Hastaliklar mi? Hosgelmis okul hastaliklari evimize.. Hepimiz siradan geciyoruz.. Viral enfeksiyonlar viz gelir, tiris gecer bize Alimallah! Allah beterinden korusunnnn, demeyi de ihmal etmiyoruz her firsatta...
Daha yeni alisir gibisin krese, kendi uydurma Almancanla hepimizi kendine hayran birakiyorsun...
Emir'le iliskine gelirseeeek...!!! Sever gibisin, ama ilk firsatta basindan defetmek icin firsat kolladigini da hissettiriyorsun :) Kresten cikip ev yolunda "Emir de Emir" derken, eve geldigimizde pek de orali olmuyorsun... Bir de sertinden sevgi gosterilerin var ki... Babacciiyle "Melek mi daha sert sever, Elmyra mi?" muzakerelerimiz devam etmekte..
Cadiligin konusunda da sanirim boynuz kulagi gececek diye dusunuyorum. Masallah'in var Melek kizim... Annisle babacciyi zorlamaya devam ediyorsun... Sinirlar nerede baslar ve nerede biter, onu ogrenecegiz hep birlikte sanirim...
Ve, Dusseldorf'taki 2. kisimiz... Soguk, karli.. Ocak bitti bitiyor; Subat, Mart... Haydi az kaldi diyoruz... Sonrasi nasil olur gorecegiz... Ama bu karnavalda en kapali, en sicak tutacak ne varsa onu alalim diyoruz :)
Iste, koca bir senenin ozeti sana... Ama fotograflar olmadan asla!
2012'nin hayatimizda yarattigi en buyuk degisim...
Veeee iste "Okullu Melek" :D
Ilk gunler, ozellikle okul cikisi (!) cok eglendik... :)
Ormanda yuruyus (bu memlekette sagimiz solumuz orman, masallah! "Orman yuruyusu" dediklerinde uzaklara gidecegiz sanmistik; ama sehrin gobegindeyiz...)
Soguktan donduk mu, donduk.. Sumuklu cocuklarla cok eglendik mi, eglendik...
Melek hasta olmasa, boyle kanepede uyuyacak kiz midir? Su yepyeni hayatinda kac gun gunduz gunduz bir kenara kivrilip kendi kendine uyumustur?
Kaydol:
Yorumlar (Atom)